PSİKOLOJİK TERÖRİZM DE “NAZİ FAKTÖRÜ”

    Terörizmin gayesi, insanları bir taraftan vahşete sürüklerken diğer taraftan ezilen milletler oluşturmaktır. Sürekli baskı altına alınan bir toplum da illaki bir aksülamel meydana gelecektir. İnsanlar karşı koyamayacak bir hale getirilmeliydi. Toplumlar kendi istekleriyle köleleşmeliydi.

“Milattan önce on üçüncü yüz yılda Kadeş şehrini Hititlerden geri almak için yola çıkan Mısır kralı 2. Ramses, Suriye’yi işgal eder. Hitit ordusu Kadeş tepesinin arkasına saklanmıştır. Hitit kralı Mutavalli, Ramses’ in ajanlarının dolaştığı şehre kendi ajanlarını yollayarak, ordusunun Halep yakınların da olduğu rivayetini yaydırır. Bu sahte bilgi Ramses’ e ulaşınca ordusunu Asi nehri boyunca dar bir geçide sürer. Hitit ordusu azar azar Mısır ordusunu telef eder. Ramses geriye kalan az sayıdaki ordusunu Mısır’a doğru geri çekerken hepsine -Bu olayı söylemeyeceklerine- dair yemin ettirir. Mısır’a dönen Ramses büyük bir zafer kazandığını ilan eder. Kral başta Karnak tapınağı olmak üzere önemli inşaların duvarlarına bu “Büyük zaferi(!)” hiyerogliflerle yazdırır.

19. yüz yıla kadar Mısır’ın “Büyük Zaferi” olarak bilinen bu olay, Hattuşaş kazıların da ortaya çıkan hiyerogliflerin çözülmesiyle açıklığa kavuşur. ” Bu vak’a insanların algılarının ne kadar basitçe yönetilebileceğine enteresan bir misal teşkil etmiştir.

Horace ve Daeida Wilcox 1887 yılında Hollywood’u kurarken dindar bir müessese olmasını umuyorlardı. Filmlerin insanlar üzerindeki etkisi idrak edilince, malûm yapılar global savaşın en kuvvetli silahı olarak Hollywood’un dindarların eline bırakılamayacağına karar verdiler.

Psikolojik savaşın merkezi haline getirilen Hollywood, bilinçaltına sattığı mesajlarla insanları bir takım sapıklıklara çekerken, diğer taraftan sebepsiz korkulara itmektedir. Başta çizgi filmler olmak üzere diziler ve filmlerde şehveti ön plana koyarak ahlakı yerle bir edip, dinî ve millî değerleri yıkarak içtimai hayatı sadece uyuşturucu ve cinselliğe indirgiyorlar.

1945 yılında sona eren 2. Dünya savaşı geriye 72 milyondan fazla ölü, yıkılmış şehirler ve “Nazi” dehşetinden kalan -Korku- bıraktı. Avrupa ve Amerika bu korkuyu her ne kadar atlatmaya çalışsa da “Kaptan Amerika, Müttefik, Bayan Peregrine’ nin Tuhaf Çocukları” gibi böyle onlarca film ve romanla “Nazi” korkusu gündemde tutuluyor.

Romalı şair Horatius’un dediği gibi “Korku içinde yaşayan, asla hür değildir.” Dünyayı bir korku sarmaşığı ile zehirleyerek istenilen cihete sevk etmek için insanlar psikolojik bir savaşın tam merkezine yerleştirilmiştir. Milletlerin korkularına nüfuz edip sürekli diri tutmak suretiyle özellikle gençleri eğlenceye, alış-verişe, vurdumduymazlığa itip “Ye, iç, eğlen çok kısa ömür” zırvalarıyla çalışmanın ve ilerlemenin önünü kesmek amaçlanmaktadır.

Bütün ideolojik aksülamelleri bir kenara bırakıp, İslâm’ın mübarek hakikatine sarılarak Milli vecdimizi tekrar harlayıp İslâm’ın nuru ile aydınlanmadıkça havsalamızı kof hayaller ve manasız korkularla doldururlar. İhtiyaç olmadan yapılan alış-verişler, televizyon karşısın da kaybedilen saatler hep bu “Kof hayal ve manasız korkuların” tesiriyle gerçekleşmektedir. Silahla eğdiremeyecekleri boynumuzu fitne ile eğdirmeye çalışıyorlar…

Baş eğmeziz edâniye dünyâ-yı dûn içün

Allah’adır tevekkülümüz i’timadımız 

[BAKÎ]

 

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: